Kişisel Gelişim

Stres Ve Kurtulma Yolları

Dr. Nihat Kaya


İçinde bulunduğumuz yüzyılda stresle daha fazla iç içeyiz...

“Medeniyet”in gelişmesiyle insanlığın problemlerinde artışlar oldu. Bilim ve teknolojinin baş döndürücü ilerlemesiyle, insanların düşünce ve davranış şekillerinde değişiklik oldu...

Teknoloji sayesinde hayatı kolaylaştıran birçok aygıt geliştirildi. Fakat sürekli düşünen ve üreten insan beyni, var olanla hiçbir zaman yetinmedi. Duygu dünyası da devamlı dalgalanmalar gösterdi...

Yeni dünya düzeni, insanların ihtiyaçlarını dörtten yüzlere çıkarmıştır. Kötüye kullanımla, “zaruri olmayan” ihtiyaçlar “zaruri” hükmüne getirilmiştir. Korkunç bir hırsla daha çok kazanma ve daha çok tüketme aşılanmaktadır. Bireycilik, egoizm ön plana çıktı. Böylece toplumları ayakta tutan “sevgi, saygı, paylaşma, yardımlaşma” gibi öğeler erimeye başladı...

Bilimin “tabulaştırdığı” 19 ve 20. yüzyılda insanın ve toplumların refahı arttıkça problemlerinin azalacağı söylendi, ahlaki-moral değerlere itibar edilmedi.

Sonuçta, ben merkezcil davranışlarla sevgi/güven hisleri azaldı, insan ve çevre kirlenmesi arttı. İnsandaki saldırganlık “dürtüleri” kontrolsüz bir tarzda dışarıya yansıdı. Ahlaksızlık, fuhuş, cinsel şiddet ve sapıklıklar ortaya çıktı. Alkol ve uyuşturucu kullanımı tırmandı. İntihar eden insan sayısı sürekli yükseldi.

Bütün bunlar insanın fıtrat dışı davranışlara itilmesi sonucu gelişti. Büyük bir yüklenme, zorlanma altına girdi... İşte, organizmanın bedensel ve “ruhsal” sınırlarının “çağdaş dünya” tarafından tehdit edilmesi ve zorlanması ile ortaya çıkan, “stres” denen durum çıktı.

Stresin manevi dünyamıza olduğu kadar bedensel yapımıza da birçok olumsuz etkileri var. Baş ağrıları, kas gerginlikleri, kalp-damar sistemi hastalıkları, ülser vs. Şimdi bunların hepsini topluca gözden geçireceğiz. Stresle başa çıkmanın yollarını da göstermeye çalışacağız...

Stresi Atmak (Kovmak) İçin En İyi Yol

Yirminci yüzyılın katiliyle başa çıkmanın en iyi yolunu biliyor musunuz?

Hipertansiyon (aşırı stres), “sessiz katil” diye adlandırılmaktadır. Niçin? Çünkü stres, onun nihai hasarını yapmadan önce hiçbir bariz fiziksel ağrı veya diğer ikazları yapmaz. Fakat o yine de bir katildir.

Stres, yüksek kan basıncında, ani durumlarda, kalp krizlerinde ve koroner-arter hastalıklarda büyük bir faktördür. Başka tek bir kuvvet, ilaç ve alkol suçunun (aliminin) dünya çapındaki yaygınlığı için daha fazla mesul olamaz. Stres, sağlık problemlerinde, aile problemlerinde çok sık karşılaşılan bir “başlatıcı”dır.

Kaç tanemiz, patronun yaptığını düşündüğümüz bir adaletsizliği içimize sakladık (sinemize çektik)?

Hiç kimse, sevilen birini kaybetmenin yalnızlığından ıstırap çekmez miydi?

Günümüzün mali bakımdan şüpheli zamanlarında hesapların nasıl denkleştirileceğinden kim kaygılanmadı?

Hülasa, bunların hepsi bir değişme hastalığı olarak tanımlanan bir durumun sonucudur.

İhtiyaç duyduğumuz, stresle uğraşmak için etkili açıklamalardır. Çünkü stres öyle basitçe gitmeyecektir. İyi haber şudur ki, strese karşı başarılı bir yol vardır...

Stres muhakkak bir negatif kuvvet değildir. Hepsinden öte stres, yalnızca bize ne olduğu değil, bize ne olduğuna karşı nasıl reaksiyon gösterdiğimizdir. Ve nasıl reaksiyon gösterdiğimiz, aklımız ve duygularımızla kontrol edilir.

Stresin Rolü:

Canlı olmak, belirli bir oranda stres altında olmaktır. Böylece o insanlarla birliktedir.

Stresin uygun seviyesi “mükemmel” olarak kabul edilebilir ve üreticidir.

Stres konusunda dünyanın en önde gelen yazarlarından bir olan Endokrinolojist Hans Selye, “bir şey başarmak isteyen çoğu hırslı insanların stres içinde yaşadığı”nı söylüyor. Onların strese ihtiyacı vardır. Uygun miktarda stres, bizi en üstün başarılarımıza iter.

Aynı zamanda, tehlikeli durumlarda stres, bize koruyuculuk yapar. Bir normal yolda hızla otomobil sürerken önümüze bir başka otomobil saparsa, başlıca beyin, kalp ve kas sistemi olmak üzere vücudumuzda birçok acil değişiklik olur. Vücut iç kuvvetleri tanzim eder ve çarpışmadan kaçınmak için pozitif durum oluşturarak buhranı karşılar.

Fakat; eğer bizi saran buhranlar ve basınçlar sık ve yoğun olursa, böylece bu dramatik durumu karşılamak için manevi kuvvetleri hatırlarız ve stres azalır. Organizma böyle talepleri kolay kolay karşılayamaz.

Sağlık eğitimcisi Leo R. Van Dolson diyor ki: “Şahıslar, sürekli olarak devamlı değişiklikleri, bilhassa anlaşmazlık (ihtilaf) ve şüpheyi kapsayan değişiklikleri kabul etmeye zorlandıkları zaman, hormonları tanzim eden bir adaptive reaksiyon meydana gelir. Vücudun her tarafında onun enerji depolarını zarara uğratan kimyasal reaksiyonlara sebep olur.

Dr. Selye’nin “hiperstres” olarak betimlediği çok fazla stres içinde olma, hem fiziksel hem de duygusal sağlığımız için yıkıcı olabilir. Ve o, bu ihtiraslı dünyada birçok olayda olanın aynısıdır.

Aşırı stres, insanların hayatında zararlı bir kuvvet oldu.

Acı Gerçekler:

Araştırıcılar, stresi birçok hastalık vakasında ortak bir faktör olarak tecrit etti. Eğer bir şahıs acil durumlarda ve hayal kırıklıklarıyla karşılaşmışsa farklı hastalıklar daha kolay saldırabilir.

Stresle ilgili hastalıkların Amerikan endüstrisine zararı, brüt milli hasılanın tam olarak yüzde 2’sidir. Britanya’da brüt yurt içi hasılanın yüzde 2’si her yıl kaybedilir. Stres ve stresle ilgili hastalıklarda kaybedilen çalışma günü, grevlerde kaybedilenden 10 defa daha fazladır.

ABD Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi’ne göre bütün Amerikalıların yüzde 18’i tam (definite) hipertansiyonludur. “Tam hipertansiyon” terimi, 160/95’ten daha yüksek bir kan basıncını ifade eder. Rakamlar diğer gelişmiş, hızla ilerleyen endüstriyel toplumlar için kıyaslanabilir.

Açık bir şekilde tanımlı fiziksel problemler, hipertansiyon vakalarının yüzde 5’i ile yüzde 10’unu oluşturur. Bununla birlikte, hipertansiyon, çoğunlukla insanların nasıl düşündüğü, nasıl faaliyet gösterdiği ve kendilerine nasıl baktığı gibi, hayat stiliyle ilişkilidir.

Alkol ve İlaç Kullanımı:

Birçok insan, 20. yüzyılın stres hastalığının ağrısını hafifletmeyi alkol ve ilaçlarda arıyor. Fakat bu, “sözde tedavi” bir salgını geliştirdi.

Örgütsel (planlı) gelişme danışmanı Kari Albrecht, günümüzün düşünce durumunu şöyle özetliyor:

“Amerika’da ve diğer gelişmiş ülkelerde de yayılmaya başlayan duygu değiştirici kimyasal ilaçların kullanımı tamamıyla başıboş kaldı.” “Biz bayram ve ayinler gibi özel durumlarda bile tütün ilaç intoksikant kullanan toplumları ‘primitive’ diye yaftalamaktan hoşlanırız.”

Halbuki, “gerçekten kaçma”nın rutin vasıtaları olarak bu duygu değiştirici maddelere sarılma, yalnızca bu “ilerlemiş” diye adlandırılan toplumlarda olmaktadır.

Birçok kişi duygusal olarak sinir bozucu olaylar ve “aile kavgaları, fakirlik, korku, yalnızlık ve iş gerilimleri” gibi durumlarla oluşturulan stresi hafifletmek için alkol ve ilaçlara yöneliyor.

Bu kişiler, stresle başa çıkmak için alkol ve ilaç kullanmanın, şahsın hayatında, zararlı ve bir kısır döngüye yol açarak daha fazla strese sebep olduğunu anlayamıyorlar.

Alkol ve ilaç kullanımı, baskılarla başa çıkmak için etkili bir önlem değildir; böyle yapmak, bir sineği, bir dinamit çubuğu patlatarak öldürmeye çalışmaya başlar. Sonuç, asıl problemden daha kötü olur...

Örneğin (stresle başa çıkmak için) strese karşı önemli bir anahtar, “dinlenmek”tir. Gittikçe daha fazla psikiyatrist ve doktorlar, aralıklı olarak eğlenmeyi, yalnızca “bir yardımcı” olarak değil ve aynı zamanda “dengeli bir hayat tarzının vazgeçilmez bir parçası” olarak görmeye başlıyorlar. Bir faaliyet değişikliğiyle rahatlama, bizi yeniler...

İlaç ve alkol problemleri olan insanlar rahatlamaya teşebbüs eder, fakat sonuçta alkol ve ilaçlarla dolu bir şişeye dönüşerek, ilaç müptelası, uygun şekilde nasıl rahatlayacağını öğrenmeden ziyade, ilaçların onu rahatlatacağına inanır. O, problemlerine yanlış bir şekilde karşı koyuyor. İlaca itimat, ilaç alışkanlığını geliştirerek bir yığın başka hastalığa yol açar ve stresi ortaya çıkarır. İlaç kullanıcısı bir kısır döngü içine düşer. Stresle başa çıkmak için daha fazla ilaç kullanır. Ve bu kullanım gittikçe daha fazla stresi kamçılar.

Dinlenme daha ziyade, egzersiz, meşguliyet değişikliği ve sıkıntıya sebep olan şeyi anbean atmak şeklinde olmalıdır.

Düşünülecek Fiziksel Noktalar

Stres bir kişinin dış olaylara karşı olan akli ve duygusal davranışlarını etkilediği için, etkili bir program bir dereceye kadar, “hayat şartlarının yeniden düzenlenmesi” gibi bir zihin değişikliğini içermelidir. Dinlenmenin gerisinde, stresin getirdiği yıpratıcı/zayıflatıcı etkileri azaltmak için başka etkili önlemler vardır.

Gerçekçi Olmak

Gelin buna bir bakalım. Hayatta hayal kırıklıklarına uğrayacağımızı biliyoruz. Bizim hiçbirimiz denediğimiz her şeyde her zaman başarılı olamayız.

Stresli şahıs çoğu zaman bu gerçeği kabul edemez. O kendi aklında problemlerinin oranını büyütür. Zorlukların içine öylesine saplanır ki, gerçek ve hayali birbirinden ayıramaz...

Tabii, bir kişinin problemleri gerçek ve ciddi olabilir: Bozulmuş bir evlilik, işsizlik, parasızlık ve hasta bir çocuk ile problemler gibi... Fakat bu problemlerle felç oluncaya kadar bunlara saplanma, çözüm getirmez. Çözümler, akıl öğüdü ve hayatın kontrol altına alınmasını gerektiren duygusal olgunluktan gelir.

Örneğin sürekli olarak sıkı çalışmaktan şikayet etme, yalnızca stresi artırır. Diğer yandan dikkati çalışmaktan elde edilen ödüle verme, çalışmayı bir gerilimden ziyade bir tatmin kaynağı yapacak, stres olan baskılara karşı bu şekilde bir tutum geliştirme iç gerilimleri hafifletecektir.

Asla kontrol edemeyeceği bir durumu alt etmek için çabalarını artıran bir kimse, sinirlenmeye hazırdır.

Örneğin iyi niyetli anne babalar, yetişkin çocuklarının kulaklarına sokmaya çalıştıkları tavsiyeleri düşünür. Eğer çocuklar kendilerini dinlemeye ve işitmeye razı olmazlarsa, anne ve babalar yalnızca kendilerini üzeceklerdir; ellerine başkaca bir şey geçmez. Sonuç bir başarısız çabadır ve bu, stres oluşturur.

Zamanınızı Değerlendirin

Zaman değerlendirme önemlidir. Yapılması gereken şeyleri yapmak, sahip olunan zamanın en uygun şekilde değerlendirilmesini gerektirir.

Akıllıca bir şeyler yaparak zamanın değerlendirilmesi, neşe ve unutkanlık verici ilaçlarla içe çekilmekten daha iyidir. İlacın etkisi geçtiği zaman aynı problemler hala mevcut olur. Aynı işler yapılmamış olarak kalır ve sonra daha karmaşık hale gelebilir. Ve sonuçta şahıs onun “efsunlu,” “ilaçlı” dünyasına tekrar dönmeyi tercih eder.

Mesuliyetleri yerine getirmeden doğan başarı duygusu, onun kendi olaylar çemberini geliştirir. Bu, şahsın daha fazlasını başarması için bir pozitif cesaretlendirmedir.

Genel Sağlığı Koruma

Sağlıklı ve formunda olan bir şahıs birçok zorlukla baş edebilir. O, çevresine intibak edebilir. Olumlu ve genellikle ümitlidir. Kötü sağlık, küçük bir zorluğu, hastalığı büyütür ve hastalığın zamanını uzatır. Genel sağlığı korumak için diyet, egzersiz, dinlenme ve mümkün olduğu zaman bol bol taze hava ve güneş ışığı alma ve disiplini geliştirme, düşünülecek şeylerdir.

Strese Karşı Başka Değişiklikler

Hayat, birçok endişe, gereksiz sıkıntı ve üzüntü kaynaklarıyla doludur. İlk planda gereksiz sıkıntılara yol açan bazı şeylerden kaçınmayı tercih edebiliriz. Devamlı yüksek ses, ahenksiz gürültü ve kötü şeylerle zihnimizi yorduğumuz zaman stresi gönüllü olarak çağırırız.

En Önemli Boyut

Bu fiziksel teknikler, fiziksel problemleri düzeltmeye yardım eder. Fakat hiperstresi tam olarak alt etmek, insanın tabii fonksiyonlarının temel şeklini değiştirmeyi gerektirir.

Yalnızca kendisiyle meşgul olma, bu dünyanın birçok problemine sebep olan hiperstres ve onun beraberindeki kötülükleri çözümleme, “alma” ve bencillik genel modelinden sıyrılarak, fedakar, “verici,” iş bitirici, kendisini düşündüğünden daha çok başkalarını da düşünmek gibi tam bir hayat tarzı değişikliğini gerektirir.

Dr. Selye, kendisini bir endokrinolojist olarak sık sık ifade eder ki, nefret sıkıntıya sebep olur, sevgi ise onun kökünü kazır... O soruyor: “Eğer bir kimse komşusunu kendisi gibi severse, bu insanlar arasında bir kavga, cinayet, anlaşmazlık, hatta en ufak bir olay olabilir mi?”

Her durumda, nasıl memnun olunacağını düşün. Gülmeyi öğren. Hepsinden önemlisi, kin ve öç arzusundan kaçın. Başkalarının iyiliğini düşün ve onlara mutluluk getirmeye çalış.

Psikiyatrist Erich Fromm bildiriyor: “Çok şeye sahip olan değil, çok veren zengindir.”

Fakat bencil insanın anlamadığı şudur ki, onun sıkıntılarının kaynağı kendi bencilliğidir. Bencilliği onu boş ve sinirli bırakır.

Kısacası, eğer alma yerine verirsek, bizim kendi problemlerimiz yok olma yolundadır.

Garip... Böyle olmaması gerekirdi.

Biz bu verme, fedakarlık şeklini yaşadıkça bizi zayıflatan stres hayatımızda azalacak hatta görünmez olacak. O halde Aziz Paul’ün söylediği gibi söyleyebiliriz: “Hiçbir şeyden endişelenme... Ve bütün anlayışların üzerinde olan Allah’ın rahmeti, hepimizi kuşatmaktadır.”

Stres ve Moral Değerler:

Stresle başa çıkmada moral değerlere de ihtiyaç vardır. Dinin insanlara koruyucu bir şemsiye hüviyeti gördüğü, bir gerçektir. Bilhassa tahrif edilmeden günümüze kadar gelen İslam dini, insanlığa her asırda değişik açılımlar sunmuştur.

İslam’ın insana ve olaylara bakış esprisi bütüncüldür. Oysa günümüzün materyalist, deterministik felsefeleri, olayları belli nedenlere izafe ederek sonuca varmak istiyorlar. Daha başlangıçta, yani insanın ve evrenin ne olduğu konusunda ayrışma kendisini göstermektedir. İslam, insanın içinde yaşadığı her şeyle bir Yaratıcı tarafından yaratıldığını öngörmektedir. Böylece tesadüf/başıbozukluk gitmekle, belli bir ilim/irade/kudretle iş yapma füli ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede her canlı ve cansızın vazifeli olduğu kendi “temel içgüdülerine” göre yaşayamayacağı ortaya çıkmaktadır.

İnsanın kendi kendine sahip olmadığı bir düzlemde, aşırı hırs, kin, öfke, nefret, gayr insani ve ahlaki davranışta bulunması da mümkün olmayacaktır. Çünkü bedeni de, nefsi de kendine ait değildir. Sahibinin çizdiği sınırları taşması halinde nelerle karşılaşacağı kendisine bildirilmiştir.

İşte, “vahiy” ile, beşeri dünya görüşlerinin en büyük farkı, bu temel yaklaşım biçimidir.

Evreni “kendi kendine oldu” kabul eden ve kendi ekseninde yaşayan insanın stresle başa çıkması zordur. Fanatizmden ve taassuptan arınmış gerçek mümin insan, cereyan eden olayların görünen cephesine değil, ardındaki hikmetlere bakar.

Güzel görür, güzel düşünür; hayatından lezzet alır.

Yaratılanı hoş görür, Yaradan’dan ötürü... “Bu da geçer yahû” der...

“Mevlam görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler” der. Her şeyi kendine dert edinmez. Dünyanın gamını/kasavetini sırtına bindirmez.

Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın

www.aymavisi.org

+ Büyüt | - Küçült